beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Zarar, Ziyan ve Tazminatların Vergi Kanunları Açısından Değerlendirilmesi
  1. Giriş

 

Gerçek ve tüzel kişi mükelleflere ait işletmelerin faaliyetlerinin yürütülmesi esnasında, yönetici veya çalışan personel tarafından yapılan, kasıtlı ya da istem dışı davranışlardan kaynaklanan suçlar nedeniyle, zarar gören kişi ya da kurumlara ödenmesi gereken maddi ve manevi tazminatların, gider yazılıp yazılamayacağı hususunda zaman zaman duraksamalar yaşanmaktadır.

 

Ticari faaliyetin gereği olarak ortaya çıkan zarar ve tazminatların, gider yazılıp yazılamayacağı konusundaki görüş farklılıkları nedeniyle; şirketlerin muhasebe departmanı çalışanları açısından kavramsal karmaşanın oluşmasına sebep olmaktadır.

 

Bu makalemizde öncelikli olarak, ortaya çıkan zarar, ziyan ve tazminatların vergi mevzuatı karşısındaki durumlarını analiz ederek “gider yazılıp yazılamayacağı” hususunda düşüncelerimizi siz değerli okurlarımızla paylaşarak, muhasebe meslek camiasında oluşan sorunlara cevap arayacağız.

 

  1. Yasal Hükümler

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu açısından;

 

Gelir Vergisi Kanunu 40. maddesinin (3) numaralı benindeki hükümler aşağıdaki gibidir;

 

  • İşle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar; gider yazılabilmektedir.

 

Gelir Vergisi Kanunu 41. maddesinin (6) ve (10) numaralı bentlerindeki hükümler aşağıdaki gibidir;

 

  • Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar (Akitlerde ceza şartı olarak derpiş edilen tazminatlar, cezai mahiyette tazminat sayılmaz.)
  • Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.

 

ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 6. maddesinin (2) numaralı bendinde belirtildiği üzere,

 

  • Safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır.

 

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinin (g) bendindeki hükümler ise aşağıdaki gibidir;

 

  • Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderleri.

 

kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.

 

  1. Zarar, Ziyan ve Tazminat Tutarlarının İşle İlgili Olması

 

İşle ilgili olması ifadesinden, şahsi bir nitelik taşımaması yani kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olması gerektiği anlaşılmaktadır. Söz konusu ödenen zarar ve tazminatların kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi arasında bir illiyet bağının bulunması ve yapılan giderlerin kazancın elde edilmesine ilişkin yapılması gerekmektedir.

 

Bir giderin kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi açısından illiyet bağının tespitinde ise dikkat edilecek huşular ise şunlardır;

 

  • İşletmelerin yapmış olduğu giderle kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi arasında ilişki bulunmalıdır.
  • Yapılan zarar, ziyan ve tazminat ödemeleri ile bu ödemelere sebep olan faaliyetten elde edilen kazancın orantılı olması gerekmektedir.

 

3.1. Zarar, Ziyan ve Tazminat Sözleşme veya Kanuna Dayalı Olması

 

İşletmeler tarafından ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider mahiyetinde olmasının bir diğer koşulu ise, kanun hükmüne veya mukavelenameye dayanması gerekmektedir. Yapılan bu mukavelenameler ise, işletmelerin faaliyet konuları çerçevesinde yapılması ve bu durumun vergi kanunları ya da vergi kanunları dışında başka bir kanun hükmü nedeniyle tazminat ödemesinin yapılması gerekmektedir. Bu durumların varlığı halinde yapılan ödemeler gider kaydedilebilmektedir.

 

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi esnasında mukavelenamede yer alan hükme dayanılarak bir tazminat ödemesinin gider olarak kabul edilebilmesi için gereken şart ise mukavelenamenin yazılı olarak yapılması gereğidir.

 

Bir diğer husus ise ödemenin ilama bağlı olarak gerçekleşmesi halidir. İlam ise “Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge” olarak tanımlanır. Mahkemenin ilamında tazminat veya zararın karşılanması yönünde karar vermesi halinde işletme bu ödemeyi yapacak ve gider olarak dikkate alabilecektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, işletme sahibinin, yöneticilerinin veya çalışanlarının kusurunun olmamasıdır.

 

3.2. İşletme Sahibinin Şahsi Kusurundan Kaynaklanmaması

 

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi açısından, “Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. maddesinin (6) numaralı bendi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinin (g) bendinde belirtilen hükümler” çerçevesinde ödenen zarar, ziyan veya tazminatın gider olarak dikkate alınması için kurumun kendisinin, yöneticilerinin veya çalışanlarının ödenen tazminat sebebiyle “kusur” larının bulunmaması gerektiğidir.

 

Nitekim “31.01.2007 tarih ve B.07.1.GİB. 0.03.49/4914-228/8166 sayılı Özelgede bilirkişi veya mahkeme tarafından tespit edilerek, “kurumun kendisinin, yöneticileri veya çalışanlarının” kusurlarından kaynaklandığını belirten bir karar çıktığı takdirde, işletmelerin ödenen tazminat tutarlarının işletmeler tarafından gider olarak dikkate alınamayacağı” açıkça belirtmiştir.

 

3.3. Zarar, Ziyan ve Tazminatın Ödenmiş Olması

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinin (3) numaralı bendinde “İşle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar” şeklinde belirtildiği üzere zarar, ziyan ve tazminat tutarlarının fiilen ödemesinin yapılmış olması gerekmektedir. Bu durumdan anlaşılacağı üzere, ödenmemiş olan zarar, ziyan ve tazminatların tahakkuk ettiği anda gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

 

Bu sebeple, zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak dikkate alınabilmesi için “Gelir Vergisi Kanunu’ nun 40.maddesinin (3) numaralı bendinde belirtildiği üzere ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar” gider yazılabilir şeklinde hükmedilmiştir. Dolayısıyla nakden, hesaben ya da diğer şekillerde ödenmiş olması şartı aranmaktadır.

 

Bir diğer husus ise tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş zarar, ziyan ve tazminatların gider yazılması mümkün olmamakla birlikte, gider kaydının yapılabilmesi için ödemenin nakden, hesaben ya da diğer şekillerde yapılarak, belgelenmesi gerekmektedir.

 

4. Sonuç

 

İşletmeler açısından zarar, ziyan ve tazminatların kurum kazançlarından indirilebilmesinin en önemli koşulu, kazanç ile ödenen tazminat arasındaki illiyet bağının olmasıdır. İlliyet bağının bulunmadığı takdirde, diğer şartları taşıması halinde dahi kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

 

İlliyet bağının var olması halinde kurum kazancının tespitinde gider yazılabilmesi açısından, ödemenin fiilen yapılmış ve belgelenmiş olması gerekmektedir. Çünkü bu hususta kanun koyucu bu durumu tahakkuk esasına değil, ödemenin fiilen yapılmasına bağlamıştır.

 

Son olarak, mukavelenameye, ilama veya kanun emrine istinaden yapılan ödemelerde, “kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurunun” bulunulmadığının araştırılması gerekmektedir. Belirtilen şartların sağlanması durumunda zarar, ziyan ve tazminatlar kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

 

Bu yazı 1622 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum